Etiketler

, , , , , ,

IMG_4192

Güneşli bir gün ,sahile indim…

Denize baktığımda tek hissettiğim şey dünyadaki sularla yeryüzünü yıkama isteğim.Yeryüzünü pisliklerden pırıl pırıl olacak kadar arındırmak ve temizlemek.

İnsanım…

Kadınım…

Anneyim…

ve daha bir çok şey.

Zannetmeyin ki temizleme isteğim kadın olmamdan kaynaklanıyor burada ki tek duygu insan olma isteğim .Bu satırlarda hepsiyim ama şu an anne olmamın verdiği iç güdülerimle yazıyorum .Çünkü endişeliyim ,korkuyorum .Dünyada dökülen kanların ,canların sahibi ve onları dünyaya getiren ,hiç bir hesabı olmayan anneler var . Endişeli bir şekilde etrafımdaki masum canlıların denizin,toprağın,taşın,kuşların,çiçeklerin,böceklerin mesajlarını hissetmeye çalışıyorum. Başımı kaldırdığımda berrak ve mavi bir gökyüzü var. Gökyüzü berrak olmasına berrak ta içim şu an ne kadar karanlık bilseniz .Tatil olduğu için dolu olan sahil kahveleri boş ve ıssız . Olan bir kaç insanında benim kadar karanlık hislerde olduğunu biliyorum. İnsanlar ağır ve yorgun adımlarla yürüyorlar. Baş örtülü kızlarımız ağırbaşlılıklarını ani kıkırdamaları ile kendileri bozuyorlar farkında olmadan.O esnada ,bana esmeyi anlat ,esip geçmeyi anlat mısraları yerleşiyor beynime .Ülkemizde olan olayların ne ılık olduğunu söyleyebilirim ne de geçeceğini. Güneşin batması ile birlikte evlerimize dağılacağız ve endişelerimizle baş başa kalacağız.Tuhaf olan ise artık endişemi hep yanımda taşıyor olmam.Kısacık mutluluklarla ayakta kalmaya direnirken ülkem hiç bitmeyecek olan karanlık bir kaosun içine nasıl da çekilmiş durumda. 

Korkuyorum!

Bu durumu kanıksayacak ve hayat tarzımız olacak diye. Mutluluğun ve huzurun kenarına bile yaklaşamayacak olmamızdan . Fikir ayrılıklarına,inanç farklılıklarına rağmen huzurun yanına birlikte yaklaşacağımıza dair bir umut taşıyormuşum meğer ta ki  ne olduğunu bilmediğimiz adını bile koyamadığımız 15 Temmuz’a kadar .Uzun ve zor yollardan geçti tarihimiz . Yenilgiyi de tattık zaferi de…Bizi kan kırmızısı tek bayrağın altında toplayan zafere sahibiz.Barışın ,adaletin ,özgürlüğün ortaklaşa yaşanacağı bir menzilde  gelişmiş dünyanın saygı değer  bir üyesi olmak gibi ortak davamız olduğunu zannediyordum. Asıl ilginç olan ise birlik olduğumuzu zannetmemdi .Laik bir ülkenin bayrağı altında birlik ve beraberlik ile laik bir Türkiye olduğunu zannetmem.

Bir cehenneme düştük!

Nefret volkanları patladı ümitle baktığım  ülkemde.Her yanımız uçurumla çevrelendi batağa girdik.Güvenilir değerlerimiz kalmadı elimizde …Ülkeyi ayrılık kapladı ,bölünmüşlük ruhu hayatımızın üstüne çöktü. Şimdi kendi çocuklarımızı öldürüyoruz.Başlar kesiliyor… Bütün gücümüzü kötülüklere harcamaktan iyiliği yaşatacak gücümüz kalmadı . “Allahuekber” nidaları ile insan öldürmeye teşvik edecek nutuklar dinliyoruz . Biz ki düşmanla bile savaş esnasında azığını paylaşan bir millettik. Şimdi ne oldu da kendi mehmetçiğimizin kafasını keser hale geldik ?. Tüm bu olanların sorumluları kahramanlık nidaları çekerken ağlayan annelerin yüreğindeki sızısını kim dindirecek ?

Öldürüyorlar…

Daha da öldürmek istiyorlar…

Görmek istedikleri kan…

Gitmek istedikleri yol sanıyor musunuz ki Yaradan’a… Keşke öyle olsaydı Allah aşkını ,Allah korkusunu taşıyabilselerdi içlerinde . Cinayetlerini , yolsuzluklarını  kanla yıkamak istiyorlar .Kimsenin Allah aşkına yaptığı bir şey yok.Zalimliği , nefreti, kini,öfkeyi dindarlıkla eşdeğer göstermeye çalışan  insanlarla çevrildi etrafımız. Biliyor musunuz yaşadığım köyde caminin İmamı yok . Neden biliyor musunuz ?Kendilerine kalacak lojman temin edilmediği için . Her gün vatandaşlar okuyor sırası ile ezanı .Nerede kaldı Allah aşkına yapılan ibadet ?Menfaat dünyası ne zamandan beri demokrasi adı altında yönetiliyor?Kurtlar sofrasındaki biz kuzular ” Allahuekber” nidaları ile etrafa tükürüklerini püskürtürken ne kadar zavallı olduklarını , kurban olduklarını bile bilmiyorlar. İnancımızda Allah tekdir ve herşeyden üstündür manasına gelen bu kelimenin anlamını idrak edememişlerle yaşıyoruz .O’nun bize bahşetmiş olduğu canları biz hangi aşk ile alıyoruz ellerinden ?Kurtların kuzuları nasıl yediklerinden bi haber.Fikirden nefret eden bir toplum olarak nelerin doğru nelerin yanlış olduğuna nasıl kanaat getireceğiz? Bir fikrimiz ,kişiliğimiz,inancımız varmış gibi görünse de hala hiçbir şeyin farkında olmadığımızı görüyorum.Kendilerine benzemeyen hiç kimseye ekmek vermeyecekler bu topraklarda.Oysa her fikirden ,her inançtan insanın birlikte yaşadığı güvenli,zengin,dünyanın saygı ve hayranlıkla izlediği bir ülke olabilirdik.Temelleri vardı bu ülkenin. O temeller dedelerimizin ,çocuklarımızın kanı ile doldu taştı.Bu taşıdığımız bayrak kanlarıyla haketmişti bu saygınlığı. Tüm dünya liderlerinin hayran olduğu bir lidere sahip olmuştu bu ülke. Öyle bir lider ki  6 ay sonrasını bile göremeyen değil, neredeyse yüz yıl sonrasını gören ve olabilecekleri söyleyen nutuklar bırakmıştı Türk gençliğine.

Şimdi neredeyiz?

“Günaydın” kelimesini söylerken günün aydınlık olmadığını biliyor ve utanarak söylüyorum. Ne aydınlığı ne günü …İnanmadığım ve hissedemediğim dünyama ilk o kelime ile başlıyorum sevdiklerime söylerken. Ne yazık değil mi?Bir cennet olabilirdi topraklarımız.Hani hep deriz ya ülkemiz cennet diye , cenneti cehenneme çeviren günlerin kucağındayız da haberimiz yok.Daha önce yazılarımı okuyan arkadaşlarım tanırlar beni . Tüm olumsuzluklara rağmen tarafsız bir şekilde ayrıştırıcı değil birleştirici olmaya çabalarım her zaman . Bu defa öyle değil …

Hep derim ki ;bu dünyayı sevgi kurtaracak!

Yüreklerimiz aşk ile ölsün nefret ile değil.Anlamsız bu savaşlar ve savaşlardan daha güçlüdür Aşk. Bitsin bu kavgalar , bitsin bu savaşlar . Bizi Aşk kurtaracak…

Yüreklerimiz bin defa aşk ile ölsün , bin defa aşk ile doğsun yeniden …

Çocuklarımızın silah değil ,çiçek tutması umudu ile …

Huzuru ,sevgiyi ,aşkı bulmamız ve yaşamamız umudu ile …